Minik Bavul – Gezi Rehberi

Edirne Gezi Notları

Gezi Tarihi : Eylül 2016 Gezi Süresi : 1 Gün

Edirne, ülkemizin Bulgaristan ve Yunanistan sınırı boyunca uzanan, Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış, her yanı tarih kokan bir ilimiz. Uzun zamandır ziyaret etmeyi planladığımız ancak yakın olması sebebiyle sürekli ertelediğimiz bu güzel şehre, bir Cumartesi sabahı gitme fırsatı yakaladık. İstanbul’dan, benim ve eşimin ailesi hep birlikte koyulduk yola. Yolculuğumuz yaklaşık 3 saat sürdü.

Edirne’de ilk durağımız en çok merak ettiğimiz Selimiye Camii oldu. Selimiye Cami , II. Selim tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmış. Mimar Sinan bu camiyi yaptığında 90 yaşındaymış ve Selimiye için ‘Ustalık Eserim’ demiş. 1568 yılında yapımına başlanan cami, II. Selim’in vefatı nedeniyle 1575 yılında tamamlanabilmiş, yani II. Selim caminin bittiğini görememiş.

Caminin yapımında o kadar matematiksel veri var ki, insan okuyunca aklı almıyor, Mimar Sinan bu denklemleri çözerek camiyi tasarlamış.

Cami kapısının girişinde bulunan zincir detayı ilk karşılaştığımız şey, bu zincirin adı Enaniyet Zinciriymiş, yani kapıdan girerken başını eğ, bencilliğini kapı dışında bırak, içeri öyle gir demekmiş.

 

DSC_0067

 

Caminin iç kubbesini tasarlarken, Ayasofya’nın kubbesinden büyük ve ihtişamlı olmasına gayret göstermiş, iki bin ton ağırlığındaki bu kubbeyi sekiz kalın sutün üzerine yerleştirmiş ve bunu yapabilmek için 13 bilinmeyenli bir denklem çözmek durumunda kalmış.

 

Normal camilerde küçük kubbelerle desteklenen ana kubbe, Selimiye'de tek başına ayakta duruyor.
Normal camilerde küçük kubbelerle desteklenen ana kubbe, Selimiye’de tek başına ayakta duruyor.

 

Önceleri caminin minareleri şehrin her yanından gözükse de, günümüzde böyle bir durum kalmamış, yeni yapılan yollar ve binalar sebebiyle her yerden görünebilirliğini kaybetmiş. Camideki bir diğer detay, müezzin bölümünün mermer ayaklarında bulunan ters lale motifi. Rivayete göre caminin yapılacağı alan önceden bir lale bahçesiymiş ve bahçenin sahibi burayı satmak istememiş. Ancak camiye bir lale motifi konulması şartı ile arsasını satmış. Mimar Sinan, Lale Motifini koymuş ancak ters koymuş, lale motifi buranın eskiden lale bahçesi olduğunu, ters olması ise sahibinin tersliğini temsil ediyormuş 🙂

 

DSC_0053

 

Selimiye Cami’nin tek kubbesi Allah’ın tek olduğunu, pencerelerinin 5 kademeli oluşu İslam’ın 5 şartını, 4 vaaz kürsüsü 4 hak mezhebini, 32 kapı islamiyetin 32 farzını, arka minarelerde 6 yolun olması imanın 6 şartını, 12 şerefesi ise onikinci padişah tarafından yaptırıldığını ifade ediyormuş. Bu mükemmel yapı 2011 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesine girmeyi başaran Osmanlı Eserlerinden biri olmuş.

Cami aslında Külliye şeklinde tasarlanmış ve hemen önünde bulunan Selimiye Arastası da bu külliyenin bir parçası. Camiyi ziyaret ettikten sonra bu tarihi çarşıdan alışveriş yapmayı da ihmal etmemeli.

 

DSC_0105

 

Selimiye Cami’sine yürüme mesafesinde olan bir diğer güzel cami Eski Cami. Zaten Edirne tam anlamıyla bir Camiler Şehri, nereye baksanız minare görüyorsunuz, her adımda farklı bir cami ile karşılaşıyorsunuz. Eski Cami 1414 yılında tamamlanan, içerisinde Kabe’den getirildiğine inanılan Kabe Taşı bulunan, Hacı Bayram-ı Veli’nin, kürsüsünde vaaz vermesi sebebiyle, saygıdan bu kürsünün imamlar tarafından kullanılmadığı bir cami. Duvarları üzerinde ise 18. ve 20. Yüzyıllardan kalma yazılar yer alıyor. Açıkçası bu cami beni Selimiye’den daha fazla etkiledi.

 

DSC_0083

 

IMG_1587

 

Caminin dış kapı girişinde bulunan Allah yazısı, Ara Güler’in 1956 yılında çektiği ve klasikleri arasında yer alan ‘Kadın ve Allah’ fotoğrafını yakaladığı yer. Ara Güler burada, kadınlar farketmeden 6 fotoğraf çekmiş ve dördüncüde ise o meşhur fotoğrafı yakalamış, sonrasında kadınlar fotoğrafçıyı farkedip ayağa kalkmışlar.

 

Ara Güler'in 'Kadın ve Allah' fotoğrafı
Ara Güler’in ‘Kadın ve Allah’ fotoğrafı

 

Eşim Osman'ın fotoğrafı :)
Eşim Osman’ın fotoğrafı 🙂

 

Eski Cami’nin arka tarafında restoranların yer aldığı bir merkez var, burada Tarihi Bedesten Çarşısını ziyaret edebilirsiniz.

Bu camiler dışında Üç Şerefeli Cami ve Dar’ül Hadis Cami şehrin diğer önemli camileri arasında yer alıyor.

Şehrin en önemli alışveriş caddesi olan Saraçlar Caddesi’de burada yer alıyor. Saraçlan Caddesi’ne gelmeden önce, Edirne’nin meşhur tava ciğerinin tadına bakmak yerinde bir tercih olacaktır 🙂 Bunun için size Aydın Tava Ciğer’i önerebilirim. Biz tava ciğer konusunda en ünlü ve iyi restoran burası olduğu için burayı tercih ettik. Kapıda 15 dakika kadar sıra bekledik ancak beklediğimize değdi.

Tava ciğer, benim gibi normalde ciğer sevmeyen ve yemeyen birinin bile rahatlıkla yiyebileceği lezzetli bir yemek. Yanında getirdikleri kuru biber çok lezzetli. Ciğerin porsiyonu 17 lira ve tabaklar dolu dolu geliyor. Buraya gelirken yol üzerinde isminde Aydın geçiyor diye sizi kandırmaya çalışacak restoranlar olacaktır, onlara aldırış etmeyin, insanları kandırmanın kolay yolunu bulmuşlar. Buradan asıl restoranın bilgilerine ulaşabilirsiniz.

Yemekten sonra meşhur Hayrabolu Tatlısını yemeyi de ihmal etmeyin 🙂 Kemalpaşa üzerine tahin ve fındık ilave edilince ortaya çıkıyor.

 

DSC_0092

 

DSC_0095

 

Yemek sonrasında biz II. Bayezid Külliyesi’ne doğru yola çıktık, burası merkeze biraz uzak mesafede yer aldığı için yürüyerek gitmedik, araba ile devam ettik.

II. Bayezid Külliyesi, II. Bayezid tarafından 1488 yılında Mimar Hayreddin’e yaptırılmış. Külliyenin Darüşşifa adı verilen hastane bölümü günümüzde Sağlık Müzesi olarak varlığını sürdürüyor. Bu bölüm eskiden çok yönlü bir hastene iken, daha sonra sadece akıl ve ruh hastalıklarını tedavi eden bir hastane haline gelmiş. O dönemde bu tür hastalar dünyanın birçok yerinde yakılıyor ya da çok kötü şartlarda tedavi ediliyormuş, dolayısıyla darüşşifanın müzik, su sesi, güzel koku gibi tedavi yöntemleri hastalara şifa dağıtmış. 400 yıl boyunca aralıksız hizmet veren hastane, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşında, Edirne Ruslar tarafından işgal edilince kapatılmış, daha sonra tekrar açmayı deneseler bile başarılı olamamışlar.

 

DSC_0114

 

Müzeye giriş ücreti siviller için 5lira. Külliyenin odaları tek tek müze haline getirilmiş. İlk bölümde hastaların tedavi yöntemleri, o dönemde kullanılan tıbbi eşyalar ve bitkiler sergileniyor. Darüşşifanın içerisinde çeşmeler ve müzik grubu yer alıyor.

Diğer bölümde ise tıp öğrencilerinin odaları, derslikleri, ders işleyiş biçimleri sergileniyor.

Bahçesindeki dinlenme alanları ise gerçekten çok huzurlu ve keyifli.

 

DSC_0112

 

DSC_0110

 

Müze ziyaretinden sonra Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin gerçekleştirildiği alana gittik. Bu bölge Sarayiçi olarak geçiyor. Edirne Sarayı eskiden bu bölgede yer alıyormuş ancak günümüze saraydan geriye sadece Adalet Kasrı kalmış. Adalet Kasrı Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmış, Kanuni’nin kanunlarını burada yazdığı söyleniyor.

Günübirlik Edirne gezimizi bu şekilde noktaladık. Dönüş yoluna geçmeden önce Eski Cami’nin karşısında yer alan Arslanzade Mağazası’na uğradık. Buradan Kavala Kurabiyesi, Badem Ezmesi ve adını ilk defa duyduğumuz 41 çeşit baharat ile hazırlanan Osmanlı zamanında şifa dağıtan Deva-i Misk Helvası satın aldık. Tüm ürünleri satın almadan önce tadabiliyorsunuz. Kallavi isimli bir ürünleri daha var ancak biz ondan pek haz etmedik. Buradan websitesine ulaşabilir, ürünleri inceleyebilirsiniz, aynı zamanda Edirne’ye gitmeyecekseniz bile sipariş verebilir, ürünleri tarafınıza kargolatabilirsiniz.

 

DSC_0103

 

Edirne’yi 1 gün gezmek bizim için yeterli oldu, konaklama ihtiyacı duymadık, sizde planınızı bu şekilde yaparsanız benim hazırladığım rotaya buradan ulaşabilirsiniz.

Yeni yazılarımdan haberdar olmak için E-mail listeme kayıt olabilir, beni Facebook ve Instagram’dan takip edebilirsiniz. Yazıma eklemek istediğiniz tüm detayları yorum olarak bırakabilirsiniz.

Keyifli seyahatler dilerim!

 

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir