Minik Bavul – Gezi Rehberi

Paris Gezi Notları – 2

Gezi Tarihi : Aralık 2015 Gezi Süresi : 5 Gece

Paris, benim için gidince dönmek istemediğim, dönünce bir daha gitmek için sabırsızlandığım ve özlem duyduğum bir şehir. Bu şehir sizi öylesine içine katıyor ki, kendinizi oraya aitmiş gibi hissediyorsunuz. Geçen sene Paris’e ilk kez gittiğimde, bir daha bu şehre ne zaman gelebilirim hayalleri kurmaya başlamıştım. Bu sene doğum günümü Paris’te kutlamak, benim hayatımda unutulmazlarım arasında yerini aldı. Eşime teşekkür etmeliyim, bana en güzel doğum günümü yaşattığı için..

 

Doğum günüsüm :)
Doğum günüsüm 🙂

 

Bu gezinin amacı aslında doğum günümü kutlamak ve ilk gidişimde vakit kalmadığı için yetiştiremediğim yerleri gezmekti. Hala bitiremediğim yerler var, yakın zamanda yeniden gitme fikri hiç fena olmaz 🙂

Bu yazımı okumadan önce Paris Gezi Notları – 1 yazımı okumanızı tavsiye ederim, bu post onun devamı niteliğinde olacak.

 

Ulaşım

Paris’e 3 Aralık’ta THY ile uçtuk. Uçuşumuz yaklaşık 3 saat kadar sürdü. Charles De Gaulle Havalimanında indik. Ulaşım kartı almak üzere Tourist Information’a yöneldik. Kartlarla ilgili detaylı bilgiye ilk yazımdan ulaşabilirsiniz. Bu gidişimizde bir şey farkettik, havalimanında kişi başı 67,40€ olan 1-5 zone 5 günlük ulaşım kartı, tren istasyonunda 61,25€ idi. İstasyondan satın almanızı tavsiye ederim. Bir başka detay ise 1-5 zone almazsanız kartınız havalimanını kapsamıyor, havalimanına ayrıca bilet satın almanız gerekiyor.

 

Paris dönüşünden..
Paris dönüşünden..

 

Konaklama 

Oteli booking.com üzerinden ayarladım. Bu sefer merkeze yürüyerek gidebileceğimiz bir otel olsun istedim ve Hotel Flor Rivoli isimli otelde konakladık. Yeri çok merkezi, Rivoli caddesinin üzerinde yer alıyor, Louvre Müzesi yürüyerek 5 dakika sürüyor ve kapısının karşısında metro durağı var. Kötü tarafları ise eşyalar çok eski, odalar çok küçük, asansör iki kişinin binemeyeceği kadar dar, merdivenlerde aynı şekilde. Sadece merkezi olması açısından tercih edilebilir ancak bir daha gidersem, bu otelde kalmam 🙂 Buraya 5 gece için 575€ ödedik.

 

Otelin önü, gözüken cadde Rivoli Caddesi
Otelin önü, gözüken cadde Rivoli Caddesi

 

Gezilecek Yerler

Gezilecek yerleri bizim gezdiğimiz sıra ile aktarmaya çalışayım. Yılbaşı döneminde gittiğimiz için Paris ışıl ışıldı ve Noel Pazarları kurulmuştu.

Otelimize yakın olması sebebiyle önce Fontaine du Palmier çeşmesine gittik. Burası 1808 yılında inşa edilen, Napolyon döneminde yapılan en büyük çeşme, en üstünde bir zafer heykeli bulunuyor ve önünde bulunan Mısır figürünün ağzından su akıyor.

 

Fontaine du Palmier
Fontaine du Palmier

 

Çeşmenin hemen yanında Saint Jacques Kulesi yer alıyor. Bu kule 52 metre uzunluğunda ve gotik mimariye sahip, burası aslında bir kilisenin kulesiymiş ancak kilise hasar görmüş geriye sadece kule kalmış. Chatelet metro durağında inerek ulaşabilirsiniz.

 

Saint Jacques Kulesi
Saint Jacques Kulesi

 

Kule yanında bulunan Rivoli caddesinden yürümeye devam ederseniz karşınız Hotel de Ville, yani Paris Belediye Sarayı çıkıyor. Burası malesef ziyarete kapalı ancak sadece Eylül ayında ‘Avrupa Kültür Mirası Günleri’ kapsamında bir haftasonu ziyarete açılıyor. Denk getirebilirseniz gerçekten muhteşem bir mimariye sahipmiş. Hotel de Ville metro durağında inerek ulaşabilirsiniz.

 

Hotel de Ville
Hotel de Ville

 

Hotel de Ville’in önünde bulunan Renard Caddesinden yukarı doğru devam ederseniz Le Centre Pompidou yani Pompidou Merkezine ulaşıyorsunuz. Burası modern bir mimariye sahip, günümüzde kütüphane olarak kullanılan, sergi salonları bulunan, dışarıdan fabrikaya benzeyen, Paris’e hiç yakışmayan bir yapı 🙂

 

DSC_2739
Le Centre Pompidou

 

Pompidou Merkezi’nin hemen yanında Stravinsky Çeşmesi yer alıyor. Bu çeşme de en az Pompidou kadar sıradışı. Çeşme 16 adet mekanik figürden oluşuyor, her figür farklı hareket ediyor ve su fışkırtıyor. Bizim gittiğimiz dönemde suları kapalıydı.

 

Stravinsky Çeşmesi
Stravinsky Çeşmesi

 

Çeşme sonrası Republique yani Cumhuriyet Meydanı’na gittik, Paris saldırılarından hemen sonra gittiğimiz için o bölümü ayrıca yazdım, yazımın sonunda detaylarını bulabilirsiniz. Meydandan yürüyerek Saint Martin Kanalı’na ulaştık. Saint Martin Kanalı, etrafı ağaçlarla kaplı, üzerinde minik köprüleri bulunan ve teknelere ev sahipliği yapan bir kanal.

 

Saint Martin Kanalı
Saint Martin Kanalı

 

Kanal etrafında cafeler, restoranlar, dükkanlar yer alıyor. Kanal boyunca yürüyüş yapmak, minik köprülerinden geçmek gerçekten çok keyifli. Yazın çok daha güzel olduğuna eminim.

 

Saint Martin Kanalı
Saint Martin Kanalı

 

Kanal gezintisinin ardından Montmartre Tepesinde bulunan, Sacre Couer Kilisesi‘ne doğru yol aldık. Önceden kiliseyi gezdiğimiz için bu sefer sadece merdivenlerinde oturup manzara seyretmeye gittik 🙂 Anvers metro durağında inip, karşısındaki sokaktan yukarı yürürseniz kiliseye ulaşabilirsiniz.

 

Arkamdaki kalablığa bakar mısınız :)
Arkamdaki kalabalığa bakar mısınız 🙂

 

Montmartre, benim Paris’te en çok sevdiğim yerlerden birisi. Gecesi de gündüzü de ayrı güzel, hiç ayrılmak istemiyorum, her gün gitsem sıkılmam 🙂 Merdivenlerinde oturup Paris manzarası seyredebileceğiniz, Ressamlar Tepesi’nde portrenizi yaptırabileceğiniz, cafelerinde oturup bir şeyler içebileceğiniz ve sokaklarında kaybolmaktan keyif alabileceğiniz bir yer 🙂

 

Bir tane de panoramik çekelim
Bir tane de panoramik çekelim

 

Ressamlar Tepesi ♥
Ressamlar Tepesi ♥

 

Montmartre Tepesinden Eiffel Kulesi ♥
Montmartre Tepesi’nden Eiffel Kulesi ♥

 

Montmartre Tepesi’nin yakınında Moulin Rouge yani Kırmızı Değirmen yer alıyor. Burada yetişkinlere yönelik şovlar gerçekleştiriliyor. Burası, üzerinde bulunan Kırmızı Yel Değirmeni ile dünyaca ünlü bir gösteri merkezi. Blanche metro durağında inerek buraya ulaşabilirsiniz. Vaktiniz var ise şovlardan birine katılabilirsiniz.

 

Moulin Rouge
Moulin Rouge

 

Moulin Rouge sonrasında Zafer Takı’na gittik. Zafer Takı, Champs Elysees Caddesi’nin bitiminde yer alıyor. George V metro durağında inerek Zafer Takına ulaşabilirsiniz.

 

Zafer Takı
Zafer Takı

 

Yılbaşı döneminde gittiğimiz için Champs Elysees Caddesi ışıl ışıldı ve benim çok sevdiğim Noel Pazarlarından biri, caddenin sağ ve sol taraflarına kurulmuştu.

 

Champs Elysees Noel Pazarı
Champs Elysees Noel Pazarı

 

Noel Pazarı genellikle yiyecek ve içecek ağırlıklıydı, onun dışında hediyelik eşyalar, yılbaşı temalı ürünler, şapkalar satılıyordu. Bir bölümü ise hayvanat bahçesi temasında giydirilmişti.

 

Noel Baba ile poz verirken
Noel Baba ile poz verirken

 

Caddenin sonunda, geçen sene geldiğimizde kurulu olmayan Grande Roue de Paris yani kocaman dönme dolap yer alıyordu 🙂 Bu dönme dolap sayesinde Paris’e kuş bakışı bakabilir, nefis manzaralar fotoğraflayabilirsiniz.

 

Roue de Paris
Roue de Paris

 

Dönme dolap bzı dönemlerde kuruluyor, bazı dönemlerde ise kaldırılıyor. Benim gibi başka tarihte gidince göremezseniz şaşırmayın, sabit değil kendisi. Biz kişi başı 12€ karşılığında bindik, gerçekten çok keyifliydi, denk gelirseniz tavsiye ederim.

 

Dönme Dolaptan Eiffel Kulesi ♥
Dönme Dolaptan Eiffel Kulesi ♥

 

Dönme Dolaptan Champs Elysees ♥
Dönme Dolaptan Champs Elysees ♥ En uç nokta La Defense Bölgesi.

 

Dönme Dolap, Concorde Meydanı‘nda yer alıyor. Hemen arkasında Tuileries Bahçesi, onun sonunda ise Louvre Müzesi bulunuyor. Detaylarına önceki yazımdan ulaşabilirsiniz, biz bu sefer sadece müzenin fotoğraflarını çekmeye gittik, içerisine girmedik.

 

Tuileries Bahçesi ve arkasında Louvre Müzesi
Tuileries Bahçesi ve arkasında Louvre Müzesi

 

Gece Louvre Müzesi
Gece Louvre Müzesi

 

Louvre Müzesi’nden sonraki köprü Pont des Arts, Aşıklar Köprüsü. Geçen sene kilidimizi astığımız için bu sene kilidimizi bulmaya gittik ancak malesef köprünün korkulukları değiştirilmiş, tüm kilitler kaldırılmıştı 🙁

 

Kilitler gitmiş :(
Kilitler gitmiş 🙁

 

Köprü sonrasında Cite Adasında bulunan Notre Dame Katedrali‘ne gittik. Katedrale giriş ücretsiz, içerisi en az dış görüntüsü kadar güzel. Cite metro durağında inerek buraya ulaşabilirsiniz.

 

Notre Dame Katedrali
Notre Dame Katedrali

 

Katedralin içi
Katedralin içi

 

Sonraki durağımız Pantheon oldu. Pantheon 1790 yılında tamamlanmış bir anıt mezar. Burada önemli isimlerin mezarları yer alıyor. Pantheon’da gömülü kişilerden bazıları Victor Hugo, Emile Zola, Voltaire, Marie Curie. Cardinal Lemoine metro durağında inerek buraya ulaşabilirsiniz.

 

Pantheon
Pantheon

 

Bizim gittiğimiz dönemde Pantheon’un önüne kocaman buz kütleleri yerleştirmişlerdi. Amacını bilmesekte ilgimizi çekti, fotoğraflarını çekmeden edemedik 🙂

 

:)
Soğuuk! 🙂

 

İlginizi çeker mi bilmem ama Pantheon’un hemen yanında Saint Etienne du Mont isimli bir kilise bulunuyor. Bu kilise Midnight in Paris filminde Gil’in merdivenlerinde oturup, çan çaldıktan sonra 1920’lerin Paris’ine gittiği kilise 🙂 Benim en sevdiğim filmlerden biri olduğu için burada oturmaktan çok keyif aldım 🙂

 

Midnight in Paris :)
Midnight in Paris 🙂

 

Pantheon’a yakın bir konumda Lüksemburg Bahçesi yer alıyor. Yürüyerek 10 dakikada ulaşabilirsiniz. Size bir tavsiyem olacak, bahçeye gelmeden önce yanınıza yiyecek içecek birşeyler alın, çünkü bu bahçeden ayrılmak istemeyeceksiniz. Nasıl biraz daha vakit geçirebilirim diye kendinize bahane arayacaksınız 🙂

 

Çok güzelsin Lüksemburg Bahçesi ♥
Çok güzelsin Lüksemburg Bahçesi ♥

 

Biz bahçeye gittiğimizde şansımıza güneşli bir gündü, sandalyelere yayıldıktan sonra neden yemeğimizi burada yemiyoruzki dedik, bahçenin hemen karşısında bulunan Mc Donalds’tan paket yaptırdık, bahçeye geri döndük ve yarım saat burada oturduk. O kadar huzurlu bir yerki hiç ayrılmak gelmedi içimizden. Kuşları besledik, hepsi çok cana yakın, neredeyse elinizden gelip yiyecekler, işin tuhaf tarafı ördeklerde aynı şekilde, göletten çıkıp yanımıza kadar geldiler yemek için 🙂

 

DSC_2728

 

Lüksemburg Bahçesi’nin önünden Saint Michel Caddesi geçiyor ve bu cadde biraz ilerde Saint Germain Caddesi ile kesişiyor. Bu iki cadde Paris’in ünlü caddeleri arasında yer alıyor. Paris’in en ünlü cafesi Café de Flore, Saint Germain Caddesi üzerinde yer alıyor.

 

Saint Germain Caddesi
Saint Germain Caddesi

 

Saint Germain Caddesi’nin sonuna doğru Seine Nehri kıyısında Musee d’Orsay yani Orsay Müzesi bulunuyor. Bu müze eski bir tren garıymış, daha sonra müzeye dönüştürülmüş. En yakın metro durağı Solferino, Musee d’Orsay tren istasyonu da hemen önünde yer alıyor. Müzeye giriş ücreti bizim gittiğimiz dönemde 11€ idi.

 

Orsay Müzesi
Orsay Müzesi

 

Orsay Müzesi’nde pek çok önemli resim ve heykel bulunuyor. Monet, Van Gogh, Renoir gibi ünlü ressamların eserlerini burada görebilirsiniz.

 

Van Gogh Portresi
Van Gogh Portresi

 

Müzede Osman Hamdi Bey’in eserine rastlamak bizi gerçekten çok mutlu etti.

 

Osman Hamdi Bey, Şehzade Türbesinde Derviş tablosu
Osman Hamdi Bey, Şehzade Türbesinde Derviş tablosu

 

Benim Orsay Müzesi’nde en çok sevdiğim şey tepesinde bulunan dev saat oldu 🙂 Dışarıdan minicik görünen saatin yanına gelince ben minik kaldım 🙂

 

♥

 

Orsay Müzesi’nin yakınında aynı hizada Les Invalides yani Askeri Müze bulunuyor. Kubbeli bölümünde Napolyon’un mezarı yer alıyor.

 

Les Invalides
Les Invalides

 

Invalides’e yaklaşık 20 dakikalık yürüme mesafinde Eiffel Kulesi yer alıyor. Eiffel Kulesi normalde sabah 9.30’da açılıyor, biz yine çok sıra olacağını düşünerek 8.00’da oradaydık ancak bu sefer hiç sıra yoktu, ilk gidenlerden olduk, sadece kulenin açılmasını bekledik.

 

Gittiğimizde hava aydınlanmamıştı
Gittiğimizde hava aydınlanmamıştı

 

Saat 9.30 olduğunda, kulenin en üstüne çıkabilmek için kişi başı 17€ ödedik, dilerseniz yalnızca ikinci katına da çıkabilirsiniz,onun fiyat tarifesi farklı. Asansöre bindik ve ilk önce ikinci kata çıktık, burada asansörden inip başka bir asansöre binerek en üst kata çıktık.

 

Zafer Takı
Zafer Takı

 

En üst katta asansörden indiğiniz yer açık, sadece tel örgülerle çevrili ancak merdivenle bir üst kata daha çıkabiliyorsunuz orası camlarla kapalı ve üzerinde tüm dünyada yer alan kule uzunluklarıyla, Eiffel’in kıyaslaması yer alıyor. İçlerinde Ankara’da var 🙂

 

DSC_2680

 

Burada aynı zamanda Eiffel Kulesi’ni tasarlayan mühendis,mimar ve metal yapılar uzmanı Gustave Eiffel’in çalışma ofisi ve Eiffel’in eski fotoğrafları bulunuyor 🙂

 

Gustav Eiffel
Gustave Eiffel

 

Önceki gelişimizde Eiffel Kulesi’ne çıkamadığımız için gerçekten çok üzüldük çünkü Paris’i yukardan izlemek, şehre yeniden hayran olmanızı sağlıyor. Paris’i havadan izleyebileceğiniz bir diğer nokta ise Montparnasse Gökdeleni, biz dönme dolaba binip Eiffel’e çıkınca ona gerek duymadık.

 

Montparnasse
Şehir içindeki tek yüksek bina Montparnasse

 

Diğer yüksek binalar hep şehrin dışında
Diğer yüksek binalar fotoğrafta görebileceğiniz gibi hep şehrin dışında

 

Eiffel Kulesi sonrası Disneyland’e gittik ancak bu sefer sadece dışarda bulunan shoplardan alışveriş yapmaya gittik. Disneyland Notlarıma buradan ulaşabilirsiniz.

 

Disneyland ♥
Disneyland ♥

 

Paris gezimizde son olarak benim çok görmek istediğim Versay Sarayı’na gittik. Neredeyse bir günümüzü bu geziye ayırdık diyebiliriz. Paris’te ayın ilk Pazar günü bazı müzelere ücretsiz giriş sağlayabiliyorsunuz. Bizde denk geldiği için Versay Sarayı’nı Pazar gününe bıraktık. Normalde saraya giriş ücreti kişi başı 15€ iken biz ücretsiz girdik 🙂

 

Versay Sarayı
Versay Sarayı

 

Versay Sarayı şehrin dışında yer alıyor, buraya çeşitli şekillerde ulaşım sağlayabilirsiniz. Biz önce 1 metrosu ile La Defense durağına, oradan L treni ile Versailles tren istasyonuna gittik, birazcık yürüdükten sonra saraya ulaştık, yolculuğumuz yaklaşık 1 saat 15 dakika kadar sürdü. Yalnız L treninde bizim ulaşım kartımız geçmediği için kişi başı gidiş dönüş 5€ daha bilete verdik. Sadece arka arkaya B ve C trenlerine binerekte saraya ulaşabilirsiniz.

 

La Defense Durağında C Treni
La Defense Durağında C Treni

 

Versay Sarayı’na yürürken o bölgede bulunan bir semt pazarına denk geldik. Bizden farksız şekilde pazarcı abiler bağırıyorlardı 🙂 Bizim pazarlardan farklı olarak et ve peynir ürünleri ağırlıklı bir pazardı.

 

Pazarcı abi bana poz verme peşinde :)
Pazarcı abi bana poz verme peşinde 🙂

 

Versay Sarayı, 1661 yılında yapımına başlanmış ve genişletildikçe genişletilmiş, 2.300 odalı kocaman bir saray haline gelmiş ve günümüzde Avrupa’nın en büyük sarayı olarak varlığını sürdürüyor.

 

DSC_2888

 

Sarayın ilginç bir özelliği bulunuyor, yapımında tuvalet ve banyo düşünülmeden planlanan ve inşa edilen saraya 1768 yılında tuvalet eklenmiş. O zamanki anlayışa göre asiller istedikleri yerde ihtiyaçlarını giderebilirmiş. Versay Sarayı’nın kokusu Avrupa’daki tüm saraylardan eşsizmiş 🙂 1789 yılında sarayda sadece 9 tuvalet varmış, kral ve aileleri için, çalışanlar ise lazımlık kullanıp, sonra onları pencereden aşağıya boşaltırlarmış 🙂

 

Bu tavanları nasıl boyamışlar :/
Bu tavanları nasıl boyamışlar :/

 

Sarayın en önemli yerleri Şapel, Aynalı Salon ve Bahçeleri. Ben sarayda en çok kocaman şömineleri ve rengarenk halıları sevdim.

 

Şapel
Şapel

 

Aynalı Salon
Aynalı Salon

 

Şömineler ♥
Şömineler ♥

 

Halılar ♥
Halılar ♥

 

Sarayın bahçeleri devasa büyüklükte ve çok güzel. Kışın gitmemize rağmen bitirebildiğimiz kadarını gezmek istedik. Sarayın bahçesinde sizi gezdirmek üzere minik bir tren bile kalkıyor. Kocaman bir gölet var bahçede, bu gölette sandala binebiliyorsunuz. Bahçenin neredeyse her yerine peyzaj uygulanmış. Gerçekten dolu dolu 1 gününüzü bu sarayda geçirebilirsiniz.

 

Mini tren
Mini tren

 

Versay Saray Bahçesi
Versay Saray Bahçesi, görünen en uç noktaya kadar bahçe devam ediyor.

 

Versay Sarayı dönüşünde yeniden La Defense durağına gittik ve burada kurulan Noel Pazarı’na da eşimi sürükledim 🙂 Ama Champs Elysees’deki pazardan pek bir farkı yoktu, biraz daha büyük olmasının dışında.

 

La Defense Noel Pazarı
La Defense Noel Pazarı

 

Pazardaki eşekler
Pazardaki eşekler

 

La Defense Anıtı
La Defense Anıtı

 

Yeme İçme

Paris’te neler yedik birazcıkta onlardan bahsetmem gerekirse.. Öncelikle bizim en sevdiğimiz restoran Bouillon Chartier, Opera bölgesinde yer alıyor, ördek yemeği çok başarılı,ortamı çok güzel, kesinlikle gitmenizi tavsiye ederim. Genelde 30€ hesap ödedik.

 

Confit de Canard (ördek)
Confit de Canard (ördek)

 

IMG_2154

 

Café de Flore, Paris’in en ünlü cafesi, Saint Germain caddesi üzerinde bulunuyor. Diğer Paris cafeleri gibi tüm sandalyeleri yola dönük duruyor. Biz burada çay ve sıcak çikolata içtik, gerçekten burayı çok sevdik 🙂 15€ hesap ödedik.

 

Cafe de Flore
Cafe de Flore

 

DSC_2812

 

Leon de Bruxelles, Paris’te es geçmemeniz gereken bir midye restoranı. Biz Champs Elysees üzerindeki şubesine gittik. Burada iki menü satın aldık 52€ hesap ödedik.

 

Benim nefis yemeğim, adını hatırlamıyorum :(
Benim nefis yemeğim, domates soslu ve peynirli 🙂

 

Breizh Café, krepleriyle ünlü bir café,  biz yaklaşık yarım saat kapısında sıra bekledik. Paris’in o incecik kreplerinden yemeden dönmek olmaz düşüncesiyle gittik. Bir kreple bir kişinin doymasının imkanı yok aynı zamanda fiyatları da çok yüksek. Tadımlık yemek için gidebilirsiniz 🙂 Biz iki krep bir içeceğe 30€ hesap ödedik.

 

Breizh Cafe
Breizh Cafe

 

IMG_2121

 

Angelina, sıcak çikolatası ile ünlü bir café. Farklı yerlerde şubeleri bulunuyor, biz Versay Sarayı içindekine gittik. Sıcak çikolatası güzel ama iki kişi bir tane içebilir çünkü çok bayıyor. Pastaları da çok güzel. İki sıcak çikolataya 11€ hesap ödedik.

 

Versay Sarayı içerisindeki Angelina
Versay Sarayı içerisindeki Angelina

 

Angelina pastaları ♥
Angelina pastaları ♥

 

L’éclair de Genie, bir ekler dükkanı. Farklı yerlerde şubeleri mevcut, evet eklerleri çok lezzetli ve çeşit çeşit ama fiyatları yüksek. İki ekler için 13€ hesap ödedik.

 

L'eclair de Genie
L’eclair de Genie

 

Eric Kayser, Paris’in ünlü fırınlarından. Farklı yerlerde şubeleri var, sabah kahvaltısı için tercih edilebilir.

 

IMG_0074

 

Pierre Herme, makaron dükkanı, onunda farklı yerlerde şubeleri var. Biz Outlet Center içindeki şubesinde yedik. Bu yediğimiz makaronsa bizim ülkemizdekiler ne demeden geçemiyor insan 🙂

 

Pierre Herme
Pierre Herme ♥

 

L’as du Fallafel, falafel dükkanı, Marais bölgesinde falafelcilerin sokağı bulunuyor 🙂 Burası aslında en iyisiymiş ama kapalı olduğu için biz hemen karşısındakinden satın aldık. Açıkçası ben hiç sevmedim ama gitmişken sizde tadın derim. İki falafel için 15€ ödedik.

 

Falafelci
Falafelci

 

Falafel
Falafel, çatal almayı unutmayın, ısırarak yemenin imkanı yok 🙂

 

Paul, benim Paris’te en sevdiğim pastane. Kruvasanları çok lezzetli, biz sabahları genellikle burayı tercih ettik. Farklı yerlerde şubeleri mevcut. Genelde 11€ hesap ödedik.

 

Paul
Paul

 

Alışveriş

Ünlü markalardan uygun fiyatlı alışveriş yapmak isterseniz La Vallee Village’ı tercih etmelisiniz. Detayları ilk yazımda.

 

La Vallee Village
La Vallee Village

 

Opera bölgesinde bulunan Galeries Lafayette Alışveriş Merkezi’ne gidebilirsiniz. Burası ayrı ayrı mağazalardan oluşmuyor, herşey tek çatı altında toplanmış şekilde, bizim Boyner’ler gibi düşünebilirsiniz.

 

Galeries Lafayette
Galeries Lafayette

 

Yine Opera Bölgesinde bulunan Printemps Alışveriş Merkezi’ne gidebilirsiniz.

 

Primtemps
Printemps

 

Carrefour, Fransa’nın markası ancak bizdeki gibi kocaman marketleri bulunmuyor, çok fazla rast gelmiyorsunuz. Ben başka şehirlerde bulunan marketlere girmeyi çok seviyorum, Türkiye’de olmayan değişik ürünlerden satın alıyorum.

 

DSC_2838

 

La Defense Bölgesinde kocaman bir alışveriş merkezi var Les Quatre Temps, burası bizim avm’lere benziyor, içerisinde markaları ayrı ayrı bulabilirsiniz.

 

IMG_0054

Hediyelik eşya alışverişinizi Montmartre’den yapmanızı öneririm, en uygun fiyatlı ürünleri orada bulabilirsiniz.

 

Kusmi Tea ürünlerinden satın alabilirsiniz. Bu marka Paris’te çok sık rastlayacağınız bir çay markası, çeşit çeşit çayları ve çay ile ilgili ürünleri burada bulabilirsiniz.

 

Champs Elysees üzerindeki Kusmi Tea Dükkanı
Champs Elysees üzerindeki Kusmi Tea Dükkanı

 

Shakespeare And Company, çok şirin bir kitap dükkanı. Notre Dame yakınlarında yer alıyor.

 

DSC_2794

 

La Cure Gourmande, benim en sevdiğim kurabiye dükkanı, farklı şubeleri bulunuyor. İçerisinde çeşit çeşit kutular ve kurabiyeler bulunuyor, kutunuzu seçip, kurabiyelerinizi doldurup satın alabiliyorsunuz.

 

La Cure Gourmande
La Cure Gourmande

 

Paris Saldırıları

Hepinizin bildiği gibi, 13 Kasım’da Paris’in çeşitli bölgelerinde terör saldırıları gerçekleşti. Çok sayıda kişi hayatını kaybetti. Bu durum Paris’e seyahat planı yapan çoğu insanı korkuttu ve seyahatlerini iptal ettiler. Müslümanlara karşı olan tavırları ve yeni bir saldırı ihtimalini göze alarak, 20 gün sonra biz Paris’e gittik. İlk defa bir Avrupa şehrine giderken bu kadar tedirgin oldum. İtiraf etmeliyim ki, pasaport kontrolünden geri döndürüleceğimiz ihtimalini bile düşünüyordum. Ancak öyle olmadı, pasaport kontrolünde yine güler yüzle karşılaştık, havalimanı dahil olmak üzere şehir boştu, hiçbir yerde sıra beklemedik, müzelere hatta Eiffel Kulesi’ne dahi hiç sıra beklemeden çıktık.

 

Sarsılır ama batmaz
Sarsılır ama batmaz

 

Bizi olumsuz etkileyen tarafı ise, her mağaza, müze, alışveriş merkezinin girişinde, montlarımızın önünü açtırdılar, çantalarımızı kotrol ettiler. Hatta alışveriş merkezinin girişinde bakılmasına rağmen, içerisindeki mağazalarda da ayrı ayrı baktılar. Çoğu mağazaya kim uğraşacak şimdi çantayla montla diyerek girmedik 🙂

Bir diğer korkutucu durum her yerde asker dolaşması oldu. Aslında güvenlik açısından güzel ancak askerleri gördükçe her an her şey olabilir korkusuyla dolaşmak durumunda kaldık.

 

IMG_2126

 

Saldırıların ardından Paris’e gidince olayların gerçekleştiği yerleri görmek istedik. Öncelikle anma törenlerinin yapıldığı Cumhuriyet Meydanı’na (Republique) gittik. Burada çiçekler, mumlar ve barış notları ile karşılaştık.

 

Cumhuriyet Meydanı
Cumhuriyet Meydanı

 

Sonrasında saldırıların gerçekleştiği iki restorana gittik. Bu iki restoran birbirine karşılıklı köşelerde yer alıyor. Birinin kepenkleri inikti ancak diğer restoranın camında kurşun delikleri dahi duruyordu. Bu manzara gerçekten bizi rahatsız etti, empati kurduk, kendimizi o gece orada bulunan insanların yerine koyduk, üzüldük. Dünyanın neresinde olursa olsun, tüm dünya kendini masumca ölen insanların yerine koymalı ve duyarsız kalmamalı, ancak dünyaya barışı bu şekilde getirebiliriz..

 

Vurulan restoranlar
Vurulan restoranlar

 

DSC_2770

 

Paris Gezi Notlarım bu şekilde, umarım beğenmişsinizdir, yorumlarınızı eksik etmeyin 🙂 Bir daha Paris’e gidersem tüm notlarımı toparlayıp tek bir yazı haline getirebilirim umarım. Çok keyifli seyahatler dilerim 🙂

 

Paris Turist Haritası

Paris Turist Haritası
Paris Turist Haritası

2 Yorum

    • minikbavul

      Mayıs 18, 2016 - 6:48 am
      Reply

      Ne güzel bir yorum bu böyle, çok teşekkür ederim Mukaddes Hanım, beğenmenize sevindim 🙂

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir